 |
| Okula Başlayan Çocuğunuz Kaygılı mı, Yoksa Siz mi? |
Ebeveynin Kendi Kaygısıyla Baş Etmesinin Önemi
Okula başlamak hem çocuk hem de ebeveyn için büyük bir dönüm noktasıdır. Çocuğun ilk kez evden ayrılıp yeni bir ortama adım atması doğal olarak bazı kaygıları beraberinde getirir. Ancak çoğu zaman gözden kaçan bir nokta vardır: Çocuğun kaygısının önemli bir kısmı, ebeveynin yaşadığı endişelerden beslenir.
Çocuklar Kaygıyı “Hisseder” Çocuklar, özellikle okul öncesi ve ilkokul döneminde, ebeveynlerinin duygusal tonlarını çok hızlı fark eder. Siz “hadi güle güle, okul çok güzel olacak” deseniz bile ses tonunuzdaki titreme, yüzünüzdeki endişe ya da fazla kontrolcü tutumunuz, çocuğunuz için “burada endişelenecek bir şey var” mesajı olabilir.
Ebeveyn Kaygısının Çocuğa Yansımaları Çocuğun ayrılık anında daha çok ağlaması.
“Anne/babam yanımda değilse başıma kötü bir şey gelebilir” düşüncesi.
Okula uyum sürecinin uzaması.
Öğrenmeye ve arkadaş ilişkilerine odaklanmakta güçlük.
Kaygınızı Kontrol Etmek İçin İpuçları Kendi duygularınızı fark edin: Çocuğunuz okula başladığında sizde hangi düşünceler ve duygular oluşuyor? “Acaba bana ihtiyaç duyar mı?” ya da “Bensiz yapamaz” gibi düşünceler kaygıyı artırır.
Nefes ve rahatlama egzersizleri uygulayın: Ayrılık anında sakin kalmak için derin nefesler alın, bedeninizi gevşetin.
Kısa ve net vedalar yapın: Uzayan vedalar kaygıyı besler. Gülümseyerek, güven veren bir şekilde ayrılmaya özen gösterin.
Olumluya odaklanın: Çocuğunuzun yeni şeyler öğrenme, arkadaş edinme ve bağımsızlık geliştirme fırsatlarını hatırlayın.
Kendi destek sisteminizi kurun: Siz de bu süreçte duygusal olarak zorlanabilirsiniz. Diğer ebeveynlerle, öğretmenle ya da bir uzmandan destek almak rahatlatıcı olabilir.
Unutmayın: Çocuğunuzun okul uyum sürecinde “güvenli bir liman” aradığı kişi sizsiniz. Siz ne kadar sakin, tutarlı ve güven veren bir duruş sergilerseniz, çocuğunuz da okulda kendini o kadar güçlü ve hazır hisseder. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Çocuk ve Ergenlerde Sınav Kaygısı |
Kaygı; bireyin yaşadığı yoğun endişe duygusu, korkular ve karmaşık duygu durumlarından oluşmaktadır. Kişi sanki sürekli kötü bir olay olacakmış gibi bir algıya sahiptir ve bu algı kişiyi güvensiz hissettirmektedir. Yaşadığı bu güvensiz his karşısında birey, duyguyu tanımlamakta zorlanmakta ve yoğun bunaltı altında yaşayarak günlük yaşamına devam etmekte zorlanmasına sebep olmaktadır.
Kaygı, bireyi birçok alanda etkilemektedir. Çocuk ve ergen bireylerde bu en çok kendini sınav kaygısı olarak göstermektedir. Duygularını tanımlamakta ve ifade etmekte güçlük çeken çocuk ve ergenler, yaşadıkları kaygıyı kontrol altına almakta zorlanmaktadırlar ve bu durum akademik başarılarını etkilemektedir.
Sınav kaygısı, çocukluk döneminde oluşmakta ve yaşamın ileriki yıllarında da kendisini göstermekte olan bir duygu durumdur. Ailelerin çocuklarla olan iletişimi, ebeveyn tutumları, ödül-ceza sistemleri, okuldaki sosyal ortamları gibi faktörler, çocuğun akademik başarısını etkileyebilmektedir. Bireyin kendiliğine yönelik algıladığı tehditler, olumsuz değerlendirmeler, sınav kaygısını geliştirmekte önemli bir etken olduğu görülmektedir.
Bireyin yoğun bunaltı yaşamasına sebep olan şeylerden bir tanesi, yaşadıkları olayları yorumlama şeklinden kaynaklanmaktadır. Doğru ve akılcı olmayan yorumlamalar, bireyi endişeye ve karmaşık duygu durumuna sürüklemektedir. Birey düşüncelerini düzenlemekte zorlanmakta, kendine dair inanç geliştirmekte ve gerçekçi olmayan inançların ona hissettirdiği duygularla başa çıkmak durumunda kalmaktadır.
Çocuk veya ergen bireylerde mevcut olan sınav kaygısı, aile tarafından ele alınması gereken başlıca konulardandır. Bireyin içerisinde bulunduğu bu durumun, nörolojik bir bulgu barındırıp barındırılmadığı iyice araştırılmalıdır. Dikkat eksikliği ve hiperaktivite bozukluğu, öğrenme güçlüğü gibi durumlar varsa, psikiyatrist ve psikolog eşliğinde süreç daha sağlıklı bir şekilde ilerleyebilmektedir. Her şeyin incelendiği ve ele alındığı bir noktada yapılması gereken şey, çocuğun güçlü ve geliştirilebilir yanlarını ele almak olacaktır. Bir yandan kaygının sebepleri araştırılırken, bir yandan da ebeveyn tutumları incelenir ve kaygıya sebebiyet veren durumlar psikolog eşliğinde ele alınarak aile içi düzenleme çalışmaları yapılır.
Çocukta kaygıya sebep olabilecek durumların incelenmesi ve ebeveynler tarafından durumun anlaşılır, empatik bir biçimde ele alınması gerekmektedir. Çocuk veya ergen birey, duygularını ebeveynleriyle paylaşabilmeli ve ebeveyn de kendi duygu ve düşüncelerini dile getirebilmelidir. Çocuk veya ergen bireyin okuldaki ortamı gözlenmeli ve onda kaygıya sebebiyet verebilecek durumlar incelenmelidir. Birey, kendini güçlü olduğu alanda daha da güçlendirerek ve geliştirilebilir alanlarına destek verildiğini gördükçe motivasyonu artar ve kişisel başarısı yükselir. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Sınav Kaygısında Zihinsel Gürültü Nedir? |
| Sınav anında aslında sadece sorularla değil, aynı zamanda kendi zihnimizle de yarışıyoruz. "Ya yapamazsam?", "Ailem ne der?", "Herkes benden çok daha iyi hazırlanmıştır" gibi düşünceler, sınav kaygısının en sık rastlanan belirtilerinden biri olan zihinsel gürültünün parçalarıdır. İçsel konuşmalar, sürekli değerlendirme, geçmişe dönük hatırlamalar ve geleceğe dair endişeler içeren bilişsel bir karmaşa olan zihinsel gürültü, dikkati dağıtır, bilgiyi hatırlamayı zorlaştırır ve gerçek potansiyelin altında bir performans sergilenmesine neden olabilir.
Sınav kaygısıyla birlikte sık görülen bazı zihinsel gürültü biçimleri:
1. Kendi Düşüncelerini Gerçek Sanma Zihne gelen düşünceler çoğu zaman otomatik olarak doğru kabul edilir. Oysa bu düşünceler, kişinin inançları ve önceki deneyimlerinin yansıması olabilir.
2. Aşırı Zihinsel Yüklenme Sınav öncesinde her ayrıntıyı zihinde tutma çabası, fark edilmeden zihinsel bir yorgunluk yaratabilir.
3. Fizyolojik Etkilerle Zihinsel Dağınıklık Kaygı arttığında nefes alışverişi ve kalp ritmi değişir. Bu fizyolojik belirtiler zihinsel odağın bozulmasına neden olabilir.
4. Kaygının Doğal Bir Parça Olması Sınav anında hissedilen kaygının tamamen ortadan kaldırılması çoğu zaman mümkün değildir ancak unutulmamalıdır ki kaygının varlığı başarısızlıkla eşdeğer değildir.
5. Sosyal Kıyaslamalar Kendini başkalarıyla karşılaştırmak zihinsel karmaşayı artırır. Bu durum özellikle akran rekabetinin yoğun olduğu sınav süreçlerinde belirginleşir.
6. İçsel Eleştiriler Bazı öğrencilerde içsel diyalog, destekleyici olmaktan çok yargılayıcıdır. Bu tür yargılayıcı içsel konuşmalar performans üzerinde oldukça baskı yaratır.
7. Destek İhtiyacının Görünmezliği Zihinsel gürültünün fark edilmediği ya da normalleştirildiği durumlarda, öğrenciler bu yükle uzun süre tek başına baş etmeye çalışabilir. Bu noktada aile, okul, uzmanlar gibi çevresel destek sistemlerinin önemi artar.
Özetle, sınav süreci sadece akademik değil, aynı zamanda duygusal ve bilişsel bir mücadeledir. Zihinsel gürültü ise bu mücadelenin görünmeyen ama etkili parçalarındandır. Psikologlar, psikolojik danışmanlar ve terapistler, bu sürecin daha sağlıklı yaşabilmesi için öğrencilerle çalışırken bu gürültüyü anlamlandırmaya ve görünür kılmaya odaklanır.
Sınav kaygısıyla baş etmekte zorlanan öğrenciler için bir uzmandan profesyonel destek almak süreci daha sağlıklı ve yönetilebilir hale getirir. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Moxo Dikkat Testi |
| Moxo Dikkat Performans Testi 6-65 yaş arası çocuk genç ve yetişkinler için dikkat zamanlama dürtüsellik ve hiperaktivite düzeylerini ölçmeye yarayan bir değerlendirme aracıdır. Psikiyatristlerin gözlem veya Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu tanısı koyması sürecinde destekleyici bir araç görevi görmektedir. Kişinin testte sunulan görsel ve işitsel çeldiricilerden zihnini uzaklaştırarak dikkatini teste yönlendirmesi gerekmektedir. Test çevrimiçi uygulama ile bilgisayar ortamından yapılarak çocuklarda ortalama 15 yetişkinlerde ise ortalama 18 dakika sürmektedir.
Moxo Dikkat Performans Testi Kimlere Uygulanabilir?
Çocuklarda; - Çalışmasına rağmen derslerinde başarılı olamayan
- Çok hareketli ve sık yaralanan çokça kaybolan
- Günlük hayatta veya sınavlarda zamanını ayarlamakta zorlanan (Örneğin sürekli geç kalma sınav sorularını yetiştirememe…)
- Günlük işlerini sıraya koymakta zorlanan
- Dikkatini sürdürmekte ve toparlamakta zorlanan
Yetişkinlerde - Normalden daha sık ev iş ilişki değiştiren kişiler
- Çabuk unutan ve toplantılarına/sosyalliğine dikkatini vermekte zorlanan
- Sık sık kazalara maruz kalan
- İş hayatından veya akademik hayatında beklenen performansı sergileyemeyen
- Yoğun dikkat gereken işlerde sıkılganlık yaşayan
- Üniversite sınavı KPSS gibi süreçlere hazırlanırken hangi alanlarda zorlandığını keşfetmek isteyen
Yukarıda bahsedilen belirtileri kendinizde veya çocuğunuzda gözlemliyorsanız Moxo merkezlerinden biri olan kurumumuza başvuru sağlayıp bilgi alabilirsiniz. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Ergenlerde Sınav Kaygısı |
| Kaygı yaşamınbazı dönemlerinde hissedilen evrensel bir duygudur. Kaygı kişiyi sıklıklaetkileyen ve genellikle tedirginlik duygusu yaratan bir durum olup kişinintutumlarında uyumsuzluğa sebep olmaktadır. Bu durum bireylerin akademikyaşantılarını olumsuz yönde etkilemektedir (Hill & Sarason, 1966). Heryaştan bireyin olduğu gibi ergenlerinde kaygılandıkları birçok durum vardır.Sınav kaygısı ergenlerin en sık yaşadığı kaygı türü olarak görülmektedir.Okullar eğitim-öğretim sürecinde öğrenci için oldukça önemli bir yere sahiptir.Ergenler için ise kaygı, en çok okul ortamında ve sınav esnasında ortayaçıkmaktadır. Aileler, öğretmenler, okullar ve çeşitli eğitim kurumlarıöğrencilerden sınavlarda başarı göstermeleri konusunda beklentiiçerisindedirler. Eğitime verilen önem gün geçtikçe artmakla beraber sınavpuanlarının iyi olması durumunda üniversite kapılarının aralanması göz ardıedilemez seviyededir. Bundan dolayı ailelerin, öğrencilerin, öğretmenlerinsınavlara ve denemelere yüklemiş oldukları anlamda artış meydana gelmektedir.Öğrenciler üniversiteye geçiş esnasında rekabet ortamı ile karşı karşıyagelmektedirler. Durum böyleyken yüksek not baskısı ve çevrenin beklentileri,sınava hazırlanma sürecinin zorlu ve sıkıntılı geçmesine sebep olmaktadır. Tümbu zorlukların ve yüksek puan beklentisinin yaratmış olduğu baskı ile sınavagirecek olan öğrenciler performanslarını yansıtmada zorluk yaşamaktadırlar(Arkan & Altunel, 2019; Güler & Çakır, 2013).
Türkiye’demevcut eğitim sistemi başarı odaklıdır. Eğitim sistemindeki temel amaç“başarılı öğrenciler” yetiştirmektir. Başarı kelimesinin arkasındaki anlam,öğrencilerin sınavları araç olarak algılamaları değil, amaç olarakgörmeleridir. Sınavların temel amacı öğrencilerin bilgi birikimini,eksikliklerini ve öğrendiklerinin seviyesini görmek olmalıdır. Fakat şu an kisistemde öğrenciler sınavda başarılı olmak için sadece ders çalışmakta vesınava hazırlık yapmaktadırlar. Durum böyle iken sınav öncesi öğrenilmiş olanbilgilerin kalıcılığı azalmakta ve öğrenciler sınav öncesinde ve sırasındayoğun bir kaygı duygusuna maruz kalmaktadırlar (Yıldırım & Ergene, 2003).
Aynızamanda ailelerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin odak noktalarının başarıolduğu görülmektedir. Bu durum ergenlerin fiziksel, duygusal, psikolojik vesosyal sorunlarının fark edilememesi veya yok sayılmasına sebep olmaktadır.Özellikle ergenlik yaşantısında birçok fiziksel, psikolojik, cinsel sorunlarile karşı karşıya gelen ergen bireylerin sınav faktörü dolayısıylaproblemlerinin göz ardı edildiği görülmektedir (Tan, 2020). Okulların rehberlikservisleri ergenlik döneminde olan bireylerin sorunlarına odaklanmak yerinebaşarısına odaklanmaktadır (Yıldırım & Ergene, 2003).
Budurumlara ek olarak, anne-baba için üniversiteye geçiş sınavları gibi tümsınavlar büyük önem taşımaktadır. Kaygı bulaşıcı bir duygudur, bu nedenleebeveynler yaşadığı kaygıyı çocuklarına yansıtmaktadırlar. Zaman zamançocuklarının fiziksel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarını unutup sadece sınavlardanelde ettikleri puana odaklanmaktadırlar. Ebeveynlerin planladıkları puanlardandüşük bir sonuç alınması öğrencilerin gelecekleri yok olmuş gibi, başkafırsattan kalmamış gibi ve sınava tekrar girmeyeceklermiş gibi olumsuz tutumsergilemeleri ergenleri kaygılandırmakta ve strese sokmaktadır. Ayrıca özgüvenlerini de yok etmektedir. Öğrencilerin özgüvenlerine olumsuz yönde etkisibulunan diğer faktörler ise anne-babaların mükemmeliyetçi tutumları,çocuklardan potansiyellerinin üzerinde başarı beklenmesi, eleştirel yaklaşım,fiziksel ve sözel şiddet, çocuklarının başarı düzeylerini kıyaslama,karşılaştırmaları ve etiketleme yapmalarıdır (Yavuzer, 1990). |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Sınav Kaygısının Belirtileri |
| Sınav kaygısı, öğrencinin öğrendiği bilgileri sınav anında göstermesini engelleyen, performansını olumsuz etkileyen ve öğrenme sürecini zorlaştıran bir durumdur. Öğrenciler sınav dönemlerinde sıklıkla sınav kaygısı yaşayabilirler. Öğrencinin sınava yüklediği anlam, sınavla ilgili zihninde oluşan imaj, sınavdan elde edilecek kazanımlar, sınav sonrasındaki atıflar sınav kaygısının oluşmasında etmendirler.
Sınav kaygısının belirtilerini incelemek gerekirse:
1.Fiziksel Belirtiler - Kalp atışının hızlanması - Tansiyonun yükselmesi - Normalden fazla terleme - Mide bulantısı - Ağız kuruluğu - Uyku düzeninde bozukluk - Titreme
2. Zihinsel Belirtiler - Dikkat dağınıklığı - Kendine güvensizlik - "Başaramayacağım." , "Bu konuları anlamıyorum. Aptal olmalıyım." , "Sınav kötü geçecek." gibi negatif düşünceler - Düşünceleri organize etmede güçlük
3. Duygusal Belirtiler - Kaygı - Öfke - Depresyon - Huzursuzluk - Endişe - Tedirginlik
4. Davranışsal Belirtiler - Sosyal çekilme - Çalışma alışkanlıklarında değişiklik - Sınav hakkında konuşmayı reddetme
Daha fazla bilgi ve başa çıkma yollarını incelemek için "Ergenlerde Sınav Kaygısı" ve "Sınav Kaygısı ile Baş Etme Yolları" yazılarımızı okuyabilirsiniz. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Sınav Kaygısı ile Baş Etme Yolları |
Sınav kaygısı kişinin öğrendiğibilgiyi etkin bir şekilde kullanmasını engelleyen ve başarısının düşmesine yolaçan yoğun bir kaygı biçimdir. Baş edilmediği durumlarda bedensel, zihinsel veduygusal olarak yorucu belirtilere yol açmaktadır. Kişiler çoğu zaman bu stresile baş etmek için kaçma (Örneğin; sınavı yarıda bırakma), kaçınma (Örneğin;ders çalışmayı erteleme, sınava girmeme) veya savaşma (Örneğin; işlev bozucuyoruculukta ders çalışma) gibi yolları tercih etmektedir. Fakat bu ilkel başetme yolları fark etmeden kişinin kendini daha çok strese maruz bırakması ile sonuçlanacaktır.
Sınavda başarılı kişiler sınavahazırlık sürecinde öğrendiklerini en iyi kullanabilen kişilerdir. Yani bilgininkendisi kadar bilgiyi kullanabilmek de önemlidir. Bu nedenle işlevsel baş etmeyollarını tanımak sınav kaygısı sürecini yönetmek adına oldukçadestekleyicidir.
Sınav kaygısı ile nasıl başedilebilir?
1. Fiziksel Egzersiz: Fiziksel aktivite sınav kaygısı da dahil olmak üzere bir çokpsikiyatrik zorlanma ile baş etme konusunda önemli bir destekçidir. Düzenliegzersizin beyinde nöron oluşumunda ve oksitosin/seratonin olarak bilinenmutluluk hormonlarında artışa yardımcı olduğu bilinmektedir. Bu şekilde kişininhem bilgileri öğrenmesi/belleğinde tutması kolaylaşacak hem de kişi stresyönetimi konusunda daha başarılı olabilecektir.
2. Uyku Düzeni: Uyku düzeninde yaşanan dengesizlikler hem kişinin belleğini olumsuzetkileyecek hem de stres yönetimini zorlaştıracaktır. Düzenli uyku dinlenmiş vegüçlü bir zihin için önemli bir temel oluşturacaktır.
3. Beslenme: Pek çok kişi stresini yönetmekte zorlandığı dönemlerde gerilim vemutsuzluklarını fazla ya da miktarda yemek yemeye yönlendirmektedir. Yapılançalışmalarda tüketilen besinlerin kalitesinin kişinin hem stres yönetimini hemde öğrenme kapasitesini etkilediğini kanıtlamaktadır. Bu nedenle öğünlerindüzenli olması kişinin hem başarısını hem de psikolojik dayanıklılığınıetkileyecektir.
4. Öz Şefkatli Farkındalık: Bu kavram kişinin yaşadığı stresli ya da yorucu olaylardakendine şefkat göstererek kendini desteklemenin bir çok zorlukla baş etmektedaha çok rahatladığını ifade etmektedir. Öz şefkatli farkındalık 3 ana kavramınbileşiminden oluşur. Bunlar Farkındalık, Ortak İnsanlık Hali ve Anlayışşeklindedir. Farkındalık kişinin kendi duygu ve düşüncelerini anlayabilmesiniiçerir. Örneğin “Ben şu an çok heyecanlıyım.” Diyebilmek o duyguyuisimlendirmeye ve dolayısıyla daha rahat baş etmeye yaramaktadır. Ortakİnsanlık Hali ise kişinin yaşadığı zorlukları bir çok kişinin yaşayabildiğinikabullenmektir. Örneğin “Biliyorum şu an sınava girecek birçok kişi benimleaynı duyguyu paylaşıyor.” Diyebilmek yaşanan sorunun ortak olduğunu ve kişininyalnız olmadığını hissetmesini sağlayacaktır. Son olarak ise Anlayış kişininsevdiği birini desteklerken kullandığı şefkatli dili kendine de yansıtmasıdır.Örneğin “Ben bütün sene boyunca çok çalıştım. Elimden gelen çabayı gösterdim.Şu an ihtiyacım olan biraz dinlenmek ise kendime alan açmam gerekir.” Gibidestekleyici bir iç sesi benimsemek bu alana dahilidir. Bu üç kavramı tanımakve içselleştirmek kişinin stres anları ile daha rahat baş etmesinisağlamaktadır.
5. Mantık Dışı Düşüncelere Yanıt Verme Tekniği: Sınav kaygısı yüksek olan kişiler çoğuzaman kendilerine yönelik olumsuz değerlendirmelere daha meyillidir.“Odaklanamıyorum. Okuduklarımı anlamıyorum. Ben herkes kadar zeki/başarılıdeğilim. Kesin başarısız olacağım. Sınav sonunda her şey çok kötü olacak.Notlarımı asla toparlayamayacağım.” Gibi düşünceler kaygı esnasında çokmantıklı gelmektedir. Kişinin bu gibi düşüncelerini tanıması ve bu düşünceleringerçeği yansıtmadığını kendine hatırlatarak yerine daha gerçekçi düşüncelerkoymaya çalışması destekleyici olacaktır. Örneğin “Heyecanlanmak çok normal.Yapmak değil ama yapabilmeye çalışmak benim elimde ve ben elimden geleniyapıyorum. Alacağım sonuç yalnızca sınavın sonucu, bu benim başarımıtanımlamaz.” Gibi kendinize en makul gelen düşüncelere odaklanmak stresseviyesinin azalmasına yardımcı olacaktır.
6. Nefes Egzersizleri: İnsanlık tarihi boyunca nefesin sadece oksijen alımı vekarbondioksit verimi değil de zihinsel bir boyut değişimi olduğu bilinmektedir.Ayrıca meditasyon ve nefes çalışmalarının kişinin hem diğer insanlarla hemkendisine yaklaşımı ile ilgili destekleyici sonuçlarının olduğu birçok bilimselçalışma ile de desteklenmektedir. Kaygıya yol açan durumu ortadan kaldırmakmümkün değilse de nefesi kontrol etmek ile beyine “Her şey yolunda” mesajıvererek stres seviyesini azaltmak mümkündür. Nefes kontrolü yapılamadığındastresin etkisi ile sıklaşan nefes beyni alarm moduna sürükleyebileceği içinstres yönetiminde nefes kontrolü başlıca destekleyicidir.
Bahsedilen baş etme yollarıkişinin sınav kaygısı da dahil birçok stres belirtisi ile baş etmesi konusundayardımcı olabileceği gibi bireysel faktörlerin kişiden kişiye farklı etkilereyol açacağı unutulmamalıdır. Sınav kaygısının da kişi için çok yorucuolabileceği bilindiği için bu tekniklerin işe yaramaması dahilinde bir uzmandandestek almak ihmal edilmemelidir. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Eyvah Okullar Açılıyor |
| Eylül ayının gelmesiyle birlikte birçok veliyi okul telaşı sardı. Bu sene de binlerce çocuğumuz okulla ilk defa tanışacak peki ama evde bile yanımızdan ayrılmayan çocuğumuz, nasıl olacak da bizden saatlerce ayrı kalacak? Okul sosyalleşmeye atılan ilk adımlardan biridir; fakat çocuğun okula gitmeyi istememesi ile birlikte hem çocuk hem de veli için kâbusa dönüşür. Öncelikle okul fobisi nedir ve altında yatan sebepler nelerdir bunlara göz atalım. Okul fobisi; okula gitme çağı gelmiş çocuğun okula gitmemek yönünde direnmesi, ebeveyninden ayrılmak istememesi, arkadaşlarını kabul etmemesi durumudur. Bu duruma sebebiyet veren pek çok etken vardır. Etkenlerin başında anne babanın yanlış tutumu gelmektedir. Çocuğun bireyselleşmesine izin vermemek, koruyucu tutumda aşırılığa kaçmak ve çocuğu ilgi odağı yapmak yanlış tutumlardan bazılarıdır. Böyle yetiştirilen çocuk, anne-babadan uzaklaştığı takdirde kontrolü yitireceği endişesine kapılır ve ayrılmamak için okula gitmek istemez. Bu düşüncelerinde etkisiyle özellikle okula gitmeden hemen veya bir gece önce başlayan karın ağrısı kusma gibi anksiyete temelli fizyolojik belirtiler ortaya çıkar.
Okul fobisine sahip çocuğunuz varsa neler yapabilirsiniz ? - Çocuğunuzu suçlamayın ve kaygılarını dile getirmesine izin verin.
- Okul alışverişinde çocuğunuzun isteklerini önemseyin.
- Çocuğunuzun yaşıtlarıyla vakit geçirmesini sağlayın. Okulu sevmesinde akran eğitiminin avantajından yararlanın.
- Sorumluluk bilincini geliştirin.
- Okula gitmemek konusunda taviz vermeyin.
- Size olan bağımlılığını azaltmak amacıyla sosyal aktivite edinmesi hususunda teşvik edici olun. (spor, müzik, resim alanları gibi... )
- Öğretmeniyle iletişim halinde olun.
- Çocuğunuzu okula gönderirken uzun vedalaşmalardan kaçının.
- Okulda yeni arkadaşlar edineceğini, yeni oyunlar öğreneceğini belirterek okulun eğlenceli yönlerini ön plan çıkarın.
|
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Okula Uyum Süreci |
| Uyum çocuğun sahip olduğu özellikleri ile kendi benliği ve içinde bulunduğu çevre arasında dengeli bir ilişki kurabilmesi ve bu ilişkiyi sürdürebilmesidir. Okula uyum süreci ise daha sonraki süreçlerdeki okul başarısı için hassas dönem olarak düşünülmektedir. Okula başlamış çocuklar hayatının bu döneminde doğup büyüdüğü ve kendini güvende hissetmek istediği aile kurumundan uzaklaşıp ilk kez evden ayrılmakta ve hiç tanımadığı yabancı bir ortamda onu koruyabileceğini düşündüğü bakım verenlerinden yoksun biçimde uyum sağlamayı öğrenmeye çabalamaktadır. Bu sebeple sürecin sancılı olması olağan kabul edilmektedir. Konfor alanından çıkmış olmanın yanı sıra yeni ortama alışma sürecini etkileyen bazı önemli faktörler de vardır. Bunlar öğretmen akran ilişkileri ebeveyn tutumları gibi başlıca faktörler veya okulun fiziki yapısı çevre koşulları gibi ikincil faktörler olarak sınıflandırılabilir. Bahsedilen faktörler okula uyumun akademik başarı beklentisi olmasının yanı sıra sosyal davranışları da kapsadığı anlamına gelmektedir.
Okula uyum süreci ile ilgili sıkıntıların üst boyuta gelebildiği durumlarda çocuk okula gitmek veya sınıfta durmaya yönelik irrasyonel bir korku veya endişe içindedir. Bu yoğun endişe ve kaçınma halinin 6 ay ve daha uzun süre devam etmesi durumuna okul fobisi adı verilmektedir. Yaşanılan okula uyum sürecinin 2 haftayı aşkın süreyle devam etmesi durumunda okul fobisi ile karşılaşmamak adına veya çocuğun süreci rahatlıkla atlatması açısından uzman bir terapist tarafından oyun terapisi desteği süreci kolaylaştırması veya çocuğu endişelendiği ayrışma sürecine adapte etmesi açısından oldukça destekleyici bir faktör olacaktır.
Çocuğun okula uyum sürecini etkileyen başlıca faktörlerden biri de ebeveynlerin tutumlarıdır vardır. Bu tutumlar aşırı korumacı ebeveynler kaygılı mizaç daha önce sosyalliğe yeterli düzeyde maruz kalmama ev içinde ilgi odağı olmuş çocuk okul öncesi eğitim almamış olma veya özerkleşmek için fırsat tanınmaması durumlarında okula uyum problemleri yaşamak daha muhtemel olacaktır. Bu durumda okula uyum problemi yaşayan çocuğa ebeveynler nasıl davranmalıdır: - Okul süreci ve planlamasına çocuğu da dahil etmek kaydını beraber yaptırmak sınıfını tanıtmak hislerini onunla konuşmak güvendiği ebeveynlerin desteği ile gezdiği okulun daha aşina gelmesi ile birlikte güven ilişkisini arttıracaktır.
- Eleştirel bir dil ile neden alışamadığını sorgulamak yerine yaşadığı problemi anlamak ve uyum sağlaması için yardımcı olmak gerekmektedir.
- Anne-baba ve öğretmen arasında iş birliği kurulup okulun güvenli hale getirilmesi gerekmektedir.
- Alışma süreci tamamlanana kadar kademeli bir ayrışma süreci için uyum sağlayana kadar ebeveynler okulun yakın çevresinde bekleyebilir.
- Okula gitmeme sürecinde direnç gösteren çocuklara karşı pozitif iletişime zarar vermeden ama kararlı ve net sınırlar çizerek okulda olması gerektiği anlatılmalıdır.
- Çocuğun istemediği durumlarda okuldan alınacağını sezmesi okula uyumunu ve düzenli devamlılığını zorlaştıracaktır. Bu nedenle hastalık gibi acil durumlar haricinde okul saatleri arasında okulda olması gerektiği fakat çıkış saatinde annenin/babanın onu bekliyor olacağı ifade edilmelidir.
- Ebeveynlerin kaygılarını rahatlıkla hissedecek olan çocuk okula gönderilirken ebeveynlerin de sakin ve gerginlikten uzak tutumlar sergilemesi güvenli bir konumda olduğunu hissetmesi açısından önemlidir.
Bahsedilen desteklere rağmen uyumsuzluğun devam etmesi durumunda endişe veya korkuların uyum sorununa kaynak olabildiği gibi Dikkat Eksikliği Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) Öğrenme Güçlüğü gibi nörolojik sebeplerden de kaynaklı olabileceği için bir uzman görüşü süreci değerlendirmede oldukça önemlidir. |
|
|
| Devamını Oku |
 |
| Yetenekli Ama İsteksiz Zeki Ama Başarısız Parlak Ama Sıkılmış Çocuklar |
| Birçok öğretmenin de onaylayacağı üzere günümüzde çocuklara eğitim vermek her geçen gün daha da zorlaşmakta ve öğrenciler giderek daha da tepkisizleşmektedir.Sınıfları idare etnmenin giderek daha da zorlaştığı ve akademik performansın giderek düştüğü görülmektedir.Birçok okul son yıllarda edebi öğrencilerin yetiştirilmesine öncelik verse de okul çocuklarının okuma kabiliyetlerinde bir azalma olduğu görülmektedir.Öte yandan öğretmenlerimiz hiçbir zaman günümüzde olduğu kadar eğitimli olmamıştır.Aynı şekilde geçmişte hiçbir dönemde bu kadar gelişmiş bir müfredat okutulmamış ve teknoloji kullanılmamıştır.
O halde geçmişten bugüne gelinceye kadar ne değişti ? Bu soruyu cevaplayabilmemiz için yeniden bağlanmamnın yarattığı önemli etkilere dönmemiz gerekir.Çocuklarımızın bağlanma örüntülerinde meydana gelen değişiklikler eğitim açısından büyük olumsuzluklar yaratır.Birçok ebeveyn ve öğretemen hala başarılı bir öğrenciyle iyi bir öğretmeni biraraya getirdiğimizde her zaman iyi sonuçlar elde edileceğine inanır.İşler hiçbir zaman bu şekilde yürümedi ancak çocukları bir şekilde eğitmeyi becerdiğimiz için saflığımızın bedelini ödemek zorunda kalmamıştık.Öğretmeneler yakın bir zamana kadar toplum ve kültür sayesinde oluşan güçlü yetişkin eğiliminin meyvelerini yedi.Ancak bu dönem artık geride kaldı.Günümüzde çocuklarımızın eğitimiyle ilgili karşılaştığımız sorun parayla çözülemeyecek müfredatla üzerine gidilemeyecek ve bilişim teknolojileriyle düzeltilemeyecek bir sorundur.Karşılaştığımız sorun bunların hepsinden daha büyüktür ama aynı zamanda da oldukça basittir.
Goethe bilginin tıpkı madeni paraların bir torbaya dolurulduğu gibi zihne yerleştirilebileceğini söylemiştir.Herhangibir çocuğun eğitime ne kadar tepki verdiği birçok etkene bağlıdır:öğrenme ve anlama arzusuna sahip olması bilinmeyene ilgi duyması risk almaya istekli olması ve başkalarının kendisinden etkilenmesine ve düzeltmesine açık olması gibi.Ayrıca çocukların eğitim görebilmesi için öğretmenleriyle aralarında bağ kurulması dikkatlerini derslerine vermelerine eğilimli olmaları gerektiğinde yardım istemeye çekinmemeleri beklenen kriterlere uymayı ve başarılı olmayı hedeflemeleri ve çalışmaya istekli olmaları gerekmektedir.Tüm bu etkenler ya bağlanmadan kaynaklanır yada bağlanmadan etkilenir.
Sorunu daha yakından incelediğimizde çocukların eğitime ne kadar tepki verdiklerini belirleyen dört temel özellik olduğunu görürüz: - Doğal bir merak
- Bütünleştirirci bir zihin
- Hatalardan öğrenebilme becerisi
- Öğretmenle kurulan iyi bir ilişki
Sağlıklı bağlar bu özelliklerin tümünü geliştirir;akran yönelimi ise hepsinin temelini çürütür.( Burada akran yönelimi olarak adlandırılan şey çocuğun arkadaşlarıyla sağlıklı sosyalleşmesi değil; hayatta kendisine rehberlik etmesi için bir pusula iğnesi olarak bir yaşıtına yönelmesidir.) |
|
|
| Devamını Oku |
|