|
Kaygı yaşamınbazı dönemlerinde hissedilen evrensel bir duygudur. Kaygı kişiyi sıklıklaetkileyen ve genellikle tedirginlik duygusu yaratan bir durum olup kişinintutumlarında uyumsuzluğa sebep olmaktadır. Bu durum bireylerin akademikyaşantılarını olumsuz yönde etkilemektedir (Hill & Sarason, 1966). Heryaştan bireyin olduğu gibi ergenlerinde kaygılandıkları birçok durum vardır.Sınav kaygısı ergenlerin en sık yaşadığı kaygı türü olarak görülmektedir.Okullar eğitim-öğretim sürecinde öğrenci için oldukça önemli bir yere sahiptir.Ergenler için ise kaygı, en çok okul ortamında ve sınav esnasında ortayaçıkmaktadır. Aileler, öğretmenler, okullar ve çeşitli eğitim kurumlarıöğrencilerden sınavlarda başarı göstermeleri konusunda beklentiiçerisindedirler. Eğitime verilen önem gün geçtikçe artmakla beraber sınavpuanlarının iyi olması durumunda üniversite kapılarının aralanması göz ardıedilemez seviyededir. Bundan dolayı ailelerin, öğrencilerin, öğretmenlerinsınavlara ve denemelere yüklemiş oldukları anlamda artış meydana gelmektedir.Öğrenciler üniversiteye geçiş esnasında rekabet ortamı ile karşı karşıyagelmektedirler. Durum böyleyken yüksek not baskısı ve çevrenin beklentileri,sınava hazırlanma sürecinin zorlu ve sıkıntılı geçmesine sebep olmaktadır. Tümbu zorlukların ve yüksek puan beklentisinin yaratmış olduğu baskı ile sınavagirecek olan öğrenciler performanslarını yansıtmada zorluk yaşamaktadırlar(Arkan & Altunel, 2019; Güler & Çakır, 2013).
Türkiye’demevcut eğitim sistemi başarı odaklıdır. Eğitim sistemindeki temel amaç“başarılı öğrenciler” yetiştirmektir. Başarı kelimesinin arkasındaki anlam,öğrencilerin sınavları araç olarak algılamaları değil, amaç olarakgörmeleridir. Sınavların temel amacı öğrencilerin bilgi birikimini,eksikliklerini ve öğrendiklerinin seviyesini görmek olmalıdır. Fakat şu an kisistemde öğrenciler sınavda başarılı olmak için sadece ders çalışmakta vesınava hazırlık yapmaktadırlar. Durum böyle iken sınav öncesi öğrenilmiş olanbilgilerin kalıcılığı azalmakta ve öğrenciler sınav öncesinde ve sırasındayoğun bir kaygı duygusuna maruz kalmaktadırlar (Yıldırım & Ergene, 2003).
Aynızamanda ailelerin, öğretmenlerin ve öğrencilerin odak noktalarının başarıolduğu görülmektedir. Bu durum ergenlerin fiziksel, duygusal, psikolojik vesosyal sorunlarının fark edilememesi veya yok sayılmasına sebep olmaktadır.Özellikle ergenlik yaşantısında birçok fiziksel, psikolojik, cinsel sorunlarile karşı karşıya gelen ergen bireylerin sınav faktörü dolayısıylaproblemlerinin göz ardı edildiği görülmektedir (Tan, 2020). Okulların rehberlikservisleri ergenlik döneminde olan bireylerin sorunlarına odaklanmak yerinebaşarısına odaklanmaktadır (Yıldırım & Ergene, 2003).
Budurumlara ek olarak, anne-baba için üniversiteye geçiş sınavları gibi tümsınavlar büyük önem taşımaktadır. Kaygı bulaşıcı bir duygudur, bu nedenleebeveynler yaşadığı kaygıyı çocuklarına yansıtmaktadırlar. Zaman zamançocuklarının fiziksel, ruhsal ve sosyal ihtiyaçlarını unutup sadece sınavlardanelde ettikleri puana odaklanmaktadırlar. Ebeveynlerin planladıkları puanlardandüşük bir sonuç alınması öğrencilerin gelecekleri yok olmuş gibi, başkafırsattan kalmamış gibi ve sınava tekrar girmeyeceklermiş gibi olumsuz tutumsergilemeleri ergenleri kaygılandırmakta ve strese sokmaktadır. Ayrıca özgüvenlerini de yok etmektedir. Öğrencilerin özgüvenlerine olumsuz yönde etkisibulunan diğer faktörler ise anne-babaların mükemmeliyetçi tutumları,çocuklardan potansiyellerinin üzerinde başarı beklenmesi, eleştirel yaklaşım,fiziksel ve sözel şiddet, çocuklarının başarı düzeylerini kıyaslama,karşılaştırmaları ve etiketleme yapmalarıdır (Yavuzer, 1990). |