ANA SAYFA KURUMSAL UZMANLAR ▼ HİZMETLERİMİZ BLOG İLETİŞİM DANIŞAN
GİRİŞ
.

blog yazılarımız

Duygusal Özgürleşme Teknikleri EFT
EFT 1980 yılında Klinik Psikolog Dr.Roger Callahan tarafından keşfedilmiştir.Mary adlı bir hastasının su fobisini klasik terapi yöntemleri ile bir buçuk yıl kadar süre tedavi etmeye çalışan Dr. Callahan bir seans esnasında Mary’nin su fobisinden kaynaklanan mide bulantısını iyileştirmek için mideyi etkileyen meridyene göz altı noktasına hafifçe birkaç dakika vuruş yaptığında şaşırtıcı bir şekilde su fobisinin de ortadan kalktığını fark etmiştir. Birlikte yakın bir havuza gidip fobiyi kontrol eden terapist hastasının korkusunun baş ağrısının fobi ile ilgili tüm semptomların kaybolduğunu ve bu semptomların bir daha asla geri gelmediğini gözlemlemiştir. Dr. Roger Callahan bunun üzerine enerji çalışmalarını yoğunlaştırarak kötü anıların duygusal travmaların yarattığı duyguların enerji bedeni üzerinde olumsuz etki oluşturduğunu blokajlara tıkanıklıklara neden olduğunu fark etmiştir.

1990’lı yılların başında Dr Rager Callahan’ın öğrencilerinden mühendis Gary Craig bu yöntemi geliştirip, daha kolay herkesin uygulayabileceği daha pratik hale getirmiştir. "Emotional Freedom Techniques" yani "Duygusal Özgürleşme Tekniği" kısaca EFT adını verdiği bu teknik her sorun için aynı yöntem, aynı vuruş noktaları şeklindedir. Daha pratiktir herkesin uygulayabileceği bir yöntem halini almıştır.

Duygusal Özgürleşme Teknikleri özgün tanımıyla "Emotional Freedom Techniques" (EFT), gerek ağır ruhsal sorunların; gerekse günlük streslerin bağımlılıkların öfke, endişe, acı, üzüntü, suçluluk gibi olumsuz duyguların uyku düzensizlikleri, sınav heyecanı, güvensizlik, yersiz korku gibi problemlerin ortadan kaldırılmasında kullanılan ve kişinin kendi kendine uygulayabileceği bir yöntemdir. Soruna bağlı olarak başarı oranı %85-97 ...

EFT her tür duygusal ve zihinsel sorunun birkaç dakika veya birkaç gün gibi çok kısa bir zaman içinde ortadan kaldırılması için kullanılır parmak uçlarıyla bedendeki bazı akupunktur noktalarına dokunulması yoluyla uygulanan bir enerji çalışmasıdır. Temel prensibi ifade edilmemiş her tür olumsuz duygunun kişinin enerji bedeninde tıkanıklıklar veya aksamalar oluşturması bu nedenle düzgünce akamayan enerjinin zihinsel duygusal ya da bedensel rahatsızlıklara yol açmasıdır. EFT sürecinin gerekleri yerine getirilerek enerji kanallarının uç noktalarına uygulanan hafif vuruşlar ile bu tıkanıklıklar açılır ve enerji dengelenir. Böylece olumsuz duygular ortadan kalkar yerine olumlu düşünce ve inançlar yerleşir. Alınan sonuçlar hızlı ve kalıcıdır.

EFT HANGİ ALANLARDA KULLANILIR ?
  • Fobiler
  • Depresyon
  • Anksiyete (Kaygı)
  • Bağımlılıklar
  • Cinsel Problemler
  • Uyku Problemleri
  • Travma Sonrası Stres Bozuklukları
  • Panik Bozukluk
  • Psikosomatik Ağrılar
Devamını Oku
Her Gün 10 Dakika Meditasyon
HER GÜN 10 DK MEDİTASYON NELERİ DEĞİŞTİREBİLİR?
Meditasyon yapmanın faydalarınıa dair yapılan bilimsel araştırmalar artık insan zihninin kendi kendine 3 bileşeni hayatına dahil ettiğinde kendi yaşamı üzerinde nasıl etkilere sahip olabileceğini bizlere gösteriyor. Bu üç bileşen ( dikkati odaklamak, farkındalık açmak ve nazik bir niyet inşa etmek) meditasyon esnasında tek bir çatı altında birleşiyor diyebiliriz.

Meditasyon yapmak hayatınızda şu noktalarda değişiklik oluşturuyor:
  • Stresi düşürmek
  • Bağışıklık sistemini güçlendirmek
  • Düşüncelerimiz ve duygularımızın daha sağlıklı iletişim kurmasını sağlamak
  • Daha sağlıklı bir kalp ve dolaşım sistemi kurmak iltihaplanmanın düşmesi

Sinir Sistemimiz
Ana hatlarıyla sinir sistemimizin iki farklı aktivasyonu vardır : Biri sempatik sinir sistemi (sıklıkla sinirli gergin ve heyecanlı olmamızı sağlayan sistem) bir diğeri ise parasempatik sinir sistemi (sakin dikkatli anlayışlı olmamızı sağlayan sistem). Meditasyon yapmak parasempatik sinir sistemimizi aktive ettiği için ruh hali olarak daha dingin sakin ve mantıklı olmamızı olanak tanıyor. Sanıldığının aksine sempatik sinir sistemini parasempatik sinir sistemine dönüştürmek için çok uzun süreli meditasyon yapmak gerekmiyor. Günde 10 dakika meditasyon yapmak oldukça yeterli bir süre. Çoğumuz yoğun iş hayatı koşturmalı gündelik rutin içinde değil meditasyon yapmak
planladıklarımızı yapmak için bile fırsat bulamadığımızdan şikayet ediyoruz. Tam da bu noktada üç derin nefes almanın ve gözlerimizle bulunduğumuz ortamı taramanın parasempatik sinir sistemimiziaktive etmenin en basit egzersizlerden biri olduğunu artık biliyoruz.

Duygusal Düzenleme
Meditasyon yaparken zihnimizde gözlemleme ve modifiye etme kanallarını açmış oluyoruz. Etrafımızda ne olup bittiğini gözlemlemek değiştirebileceklerimi fark etme kapısı aralıyor. Dolayısı ile mecbur kalınan bir hayat değil seçilmiş bir hayat yaşama imkanı ile tanışıyoruz. Aynı zamanda gözlemlemek duygularımızı fark etmemizi ve duygusal düzenleme yapmamıza imkan tanıyor. Ek olarak duygusal düzenleme yapan kişilerin odaklanma kapasitindeki artış son zamanlarda bilimsel çalışmaların üzerinde durduğu diğer önemli bir konu. Duygusal ve zihinsel odaklanmayı bedensel farkındalığı da eklediğimiz bir meditasyon uygulaması depresyon anksiyete ve panik bozukluk gibi psikolojik belirtiler de azalma sağlarken gereksiz dikkatinden önüne geçiyor. Meditasyon yapmak için belirli bir zaman oluşturulduktan sonra meditasyona karşı oluşan önyargılardan biri ise uygulamayı yaparken zihnin bir türlü durdurulamayışıdır. Zihni durdurmaya çalışmak zaten boşa bir çabadır ve kabul etmemiz gereken zihnin uçuşan bir sistemi olduğu kimi zaman geçmişe kimi zaman geleceğe gittiğidir. Meditasyon esnasında zihnin uçuştuğu fark ettiğimiz an yapmamız gereken zihni tekrar nazikçe şimdiye ve uygulama yaptığımız ana geri davet etmektir.

Bağışıklık ve Endokrin Sistemleri
Bağışıklık sistemimiz ve Endokrin sistemimiz yaşadığımız stres ve sıkıntılı durumlara karşı verdiğimiz tepkiler konusunda birbirine bağlı çalışırlar. Strese karşı ne kadar uzun süreli bir iyileşme (psikolojik sağlamlık kazanmak) sağlıyorsak bağışıklık ve endokrin sistemimizin taban çizgisine geri dönmesi de o kadar uzun sürüyor. Böylece bu iki sistemde kronik bir aktivasyon yaratmış oluyoruz. Aslında istediğimiz iki sisteminde gerçekten gerektiğinde aktif olmalarını sağlamak. Fakat kronik aktivasyonda olduklarında gerekli gereksiz her durumda çalışıyor olmaları gerçekten ihtiyacımız olduğunda iyileşmenize yardımcı olamıyor olmalarına sebebiyet veriyoruz. İşte tam bu sırada psikolojik sağlamlık için çok önemli bir rol oynuyor ve her gün 10 dakikalık meditasyon psikolojik ve fizyolojik alanlarda olumlu etkileri kendi başımıza oluşturmamıza olanak sağlıyor.
Devamını Oku
Duygular Neden Önemli ve Onlarla Neler Yapmalıyız
"Pek çoğumuz kendimizi hissedebilen düşünsel yaratıklar olarak düşünsek de biyolojik olarak düşünebilen hissel yaratıklarız." demiş nörobilimci Dr. Jill Bolte Taylor. Toplumumuzda çoğu zaman duygusal insanların zeki olmadığına yönelik bir algı olsa da aslında düşüncelerini de duygularını da bir destek gibi görmenin olması gereken olduğunu biliyoruz. Çünkü duygularımız, vücudumuzun bizler ile ilişki kurma ve bizi güdüleme yolu olma sebebiyle işlevsel yol göstericilerdir. Bir önceki yazımızda daha detaylı bahsetmiş olduğumuz gibi duygusal olarak ihmal edilmiş kişilerin yaşadığı en büyük zorlanma da duygularının ona gönderdiği mesajları anlamak ve algılamaktır. Hatta bu kişiler çoğu zaman duygularının görülmemesi, reddedilmesi ve halının altına süpürülmesi gereken uyarıcılar olduğunu düşünürler. Bu süreçte duygularla ne yapmamız gerektiğini görmek bizim için en iyileştirici yoldur.

1. Duyguları tanımlamak ve adlandırmak
Duygularını tanımayan ve isimlendirmeyen kişilerin, hayatını anlamlandırması oldukça zor olacaktır. Duygular, görmezden gelindiğinde ya da tanımlanamadığında bedende bazı fiziksel belirtiler beslenme/uyuma/bellek gerektiren işlerde zorlanma,  enerjinin düşmesi, ilişkilerde derinlikten yoksunluk, boş hissetme gibi belirtiler açığa çıkabilir. Bu süreçte kişinin olay anında nasıl hissettiğini tanımlayabilmesi, bilinmeyeni bilinir hale getirecektir. Bu bilinirlik sizin sonraki süreçlerde yakıtınız olacaktır.

2. Duyguları izlemeyi öğrenmek
"Şu an ne hissediyorum? /  Neden şu an ..... hissediyorum? / Geçmişte bunu hissettiğim başka bir an olmuş muydu? / Bu duyguya aşina mıyım? / Hangi zamanlarda bunu hissederim? / Bu çok sık benimle olan bir his mi?" gibi soruları kendimize yöneltmek yakıtımızı her an izlemek ve tanımak için oldukça işlevseldir.

3. Kendi duygularımızı kabul etmek ve onlara güvenmek
Özellikle duygusal anlamda ihmal edilen kişiler, duygularına güven duymakta oldukça zorluk yaşarlar. Duyguların kötü olduğunu düşünür ve bu duygularla ne yapması gerektiğini bilemezler. Bu aşamada kişinin üç kuralı hatırlaması gerekecektir:
  • Kötü duygu yoktur. Duyguların kendileri iyi-kötü,  ahlaklı-ahlaksız değildir.
  • Duygular her zaman mantıklı değildir ancak her zaman ortaya çıkmasının iyi bir nedeni vardır.
  • Duygular çok güçlü olabilirler ancak üstesinden gelebilirsiniz.
4. Duyguları etkili bir şekilde ifade etmeyi öğrenmek
Duygular kendi başına kötü şeyler değildir. Asıl mesele bu duygu ile ne yaptığınızdır. Duyguların gücünü kullanmak için en etkili yol onları düzgün bir şekilde ifade etmektir. Pasif ya da saldırgan bir şekilde gösterilen öfke zararlı olabilirken olumlu bir şekilde ve şefkat ile sunulmuş öfke gayet işlevsel olabilir.

EGZERSİZ: TKBE Çalışması
Duyguları tanımlamanın ve yönetmenin öneminden bahsetmiş olduk. Bu duyguları işlevsel bir hale getirme süreci için bir egzersiz önermek gerekirse buna TKBE (Tanımlamak Kabul etmek Bağ kurmak ve Eyleme geçmek) egzersizi diyebiliriz. Bu basamaklar şu şekildedir. Birincisi, duygunun ne olduğunu tanımlamaktan geçer. Ne hissediyorum ve bu hissetiğim duygu hangi duygu? İkincisi, tanımlanan bu duyguyu kabul etmektir. Duygunun iyi ya da kötü olmayacağını bilmek ve gelen duyguyu yargılamamak. Örneğin; buna niye öfkelendin şimdi, bunda ağlayacak ne var şimdi diyen yargılayıcı iç ses ile yaklaşmadan yalnızca duyguyu misafir eden şefkatli bir kabul ediş diyebiliriz. Üçüncü, adım bağ kurmaktır. Bu duyguya sahip olamanızın nedenini anlamak geçmişte bu duygu ile nerede tanıştığınıza bakmak ve duyguya temas etmek diyebiliriz. Dördüncü ve son basamakta ise eyleme geçmek. Yani bu duygunun gerektirdiği bir eylemin oldup olmadığına karar vermek ve varsa uygun eylemi yapmaktır. 

Bu egzersiz kolay görülen ama ilk zamanlar zorlanılan bir çalışma olabilir duyguları tanımlamak zor gelebilir. Özellikle duygusal olarak ihmal edilmiş kişilere bununla yüzleşmek daha zordur. Egzersizi tekrar tekrar yaptığınızda hayatınızda önce küçük küçük başlayan büyük etkileri zamanla göreceğinizden hiç şüphemiz yok.
Sizlere bu yolculukta bolca keyif diliyoruz.
Devamını Oku
Mindfulness (Bilinçli Farkındalık)
Günlük rutinlerimizin bazı aktivitelerini yaparken yemek yerken işe giderken bir arkadaşımızla sohbet ederken bazen hayatımızın kontrolü bir otomatik pilotun elindeymiş gibidir. Mindfulness ise zihnin yargılarından uzaklaşarak anın getirdiklerine dikkatimizi yönlendirebilmektir.

Farkında olma durumu basit olarak 3 basamakta incelenebilir.
  • Yaşamın devam edebilmesi ve canlıların kendilerini dış faktörlerden koruyabilmesi için gerekli olan en temel farkındalık seviyesidir.
  • Bireyin kendisini algılama ve fark etme becerisi olan kendilik farkındalığıdır.
  • Bu farkında olma durumunda bilinçli farkındalık yer almaktadır. Bu kavram şimdiye an be an önyargılardan arınmış bir şekilde dikkat etmeyi ifade etmektedir.

Bilinçli farkındalık becerileri nelerdir?
  • Yargılamama: Günlük hayatımızda karşılaştığımız problemleri deneyimleri değerlendirmek ve onun hakkında yorumlar yapmak hepimizin yaşadığı bir süreçtir. Fakat yapılan bu yorumlar çoğu zaman yanlı olabilmektedir. Zihin yaşanan olayları aileden çevreden ve geçmiş deneyimlerden öğrendiğimiz yargılar ile değerlendirebilmektedir. Bu otomatik süreç de olayları yargılayarak çarpıtmamamıza yol açabilmektedir. Bu sebeple yargıların fark edilmesi zihni kontrol altına almaya çalışmadan yalnızca takip etmek duyguları ve kararları şefkatle karşılamak bilinçli farkındalığın önemli bir parçasıdır.
  • Sabır: Sabır içinde metanet direnç ve kontrol gibi kavramları barındırmaktadır. Çağın hızını göz önüne aldığımızda beklemek gibi kısa veya terfi almak gibi uzun dönemli süreçlerde fark etmeden bir sonraki adıma odaklanıyor oluyoruz. Sabır bize geçen zaman içinde ek bir zaman tavır ve olayların doğal akışının devamına izin vermesi açısından bilinçli farkındalık için gereklidir.
  • Yeni başlayan (acemi) zihni: Bilinçli farkındalık için önemli tutumlardan biri de her anının diğerine benzediğine inanan acemi zihni kavramıdır. Şimdiki anın kendine has yapısını görmek ve o anı ilk kez deneyimler gibi hevesli meraklı olmak bilinçli farkındalık için önemli bir beceridir.  
  • Güven: Güven bilinçli farkındalığın önemli bir parçasıdır. Bu kavram benliğimizin ortaya konulmasını ifade etmektedir. Farkındalığa güven duymak bireyin kendine duyduğu güveni de destekleyecektir. Bu beceri özellikle de beklenmedik problemler anında öfke ve huzursuzluk hissetmekten ziyade güven duymamızı sağlayacaktır.
  • Hırslanmamak: İnsanoğlu her zaman bir şey elde etmek için azimle çalışmaktadır. Bilinçli farkındalıkta ise herhangi bir amaç olmadan sadece kişinin var olma durumuna dikkat çekilmek istenmektedir. Değiştirilmeye çalışılan bir durum yoktur. Yalnızca anın içinde kalmaya özen gösterilir. Bilinçli farkındalıkta önemli olan gelen ve giden yaşantılarla savaşmak değil bu yaşantılara tanıklık etmektir.
  • Kabul: Bireyler çoğu zaman istenmeyen duyguları bastırma ve zorlandığı yaşantılardan kaçma eğiliminde olacaktır. Fakat bu çaba kişide daha çok stresten başka bir şeye yol açmamaktadır. Olumlu ve olumsuz yaşantılara aynı mesafede kalabilmek ve başarıyı kabul ettiğimiz gibi başarısızlığı da kabul etmek ve yaşantıları sınıflandırmadan sadece tanıklık etmek kabulün önemli bir parçasıdır.
  • Akışına bırakmak: Bu kavram ile zihin belirli bir görüş istek veya duygu ile sınırlanmamayı öğrenmektedir. Zihnimiz birçok değerlendirmenin beklentinin önyargıların geçidi haline gelebilir bu noktada kritik olan bunları fark edip şimdiki anımıza odak noktamıza geri dönebilmektir. Bu sayede izin verme sürecini geliştirebiliriz.

Kişilerin yukarıda bahsedilen basamaklara odaklanması durumunda psikolojik rahatsızlıklarla karşılaşma eğiliminin çok düşük olduğu görülmektedir. Yapılan güncel araştırmalar bilinçli farkındalığın pek çok psikopatolojinin tedavisinde kullnaıldığını öne sürmektedir. 
Devamını Oku