|
"Pek çoğumuz kendimizi hissedebilen düşünsel yaratıklar olarak düşünsek de biyolojik olarak düşünebilen hissel yaratıklarız." demiş nörobilimci Dr. Jill Bolte Taylor. Toplumumuzda çoğu zaman duygusal insanların zeki olmadığına yönelik bir algı olsa da aslında düşüncelerini de duygularını da bir destek gibi görmenin olması gereken olduğunu biliyoruz. Çünkü duygularımız, vücudumuzun bizler ile ilişki kurma ve bizi güdüleme yolu olma sebebiyle işlevsel yol göstericilerdir. Bir önceki yazımızda daha detaylı bahsetmiş olduğumuz gibi duygusal olarak ihmal edilmiş kişilerin yaşadığı en büyük zorlanma da duygularının ona gönderdiği mesajları anlamak ve algılamaktır. Hatta bu kişiler çoğu zaman duygularının görülmemesi, reddedilmesi ve halının altına süpürülmesi gereken uyarıcılar olduğunu düşünürler. Bu süreçte duygularla ne yapmamız gerektiğini görmek bizim için en iyileştirici yoldur.
1. Duyguları tanımlamak ve adlandırmak Duygularını tanımayan ve isimlendirmeyen kişilerin, hayatını anlamlandırması oldukça zor olacaktır. Duygular, görmezden gelindiğinde ya da tanımlanamadığında bedende bazı fiziksel belirtiler beslenme/uyuma/bellek gerektiren işlerde zorlanma, enerjinin düşmesi, ilişkilerde derinlikten yoksunluk, boş hissetme gibi belirtiler açığa çıkabilir. Bu süreçte kişinin olay anında nasıl hissettiğini tanımlayabilmesi, bilinmeyeni bilinir hale getirecektir. Bu bilinirlik sizin sonraki süreçlerde yakıtınız olacaktır.
2. Duyguları izlemeyi öğrenmek "Şu an ne hissediyorum? / Neden şu an ..... hissediyorum? / Geçmişte bunu hissettiğim başka bir an olmuş muydu? / Bu duyguya aşina mıyım? / Hangi zamanlarda bunu hissederim? / Bu çok sık benimle olan bir his mi?" gibi soruları kendimize yöneltmek yakıtımızı her an izlemek ve tanımak için oldukça işlevseldir.
3. Kendi duygularımızı kabul etmek ve onlara güvenmek Özellikle duygusal anlamda ihmal edilen kişiler, duygularına güven duymakta oldukça zorluk yaşarlar. Duyguların kötü olduğunu düşünür ve bu duygularla ne yapması gerektiğini bilemezler. Bu aşamada kişinin üç kuralı hatırlaması gerekecektir: - Kötü duygu yoktur. Duyguların kendileri iyi-kötü, ahlaklı-ahlaksız değildir.
- Duygular her zaman mantıklı değildir ancak her zaman ortaya çıkmasının iyi bir nedeni vardır.
- Duygular çok güçlü olabilirler ancak üstesinden gelebilirsiniz.
4. Duyguları etkili bir şekilde ifade etmeyi öğrenmek Duygular kendi başına kötü şeyler değildir. Asıl mesele bu duygu ile ne yaptığınızdır. Duyguların gücünü kullanmak için en etkili yol onları düzgün bir şekilde ifade etmektir. Pasif ya da saldırgan bir şekilde gösterilen öfke zararlı olabilirken olumlu bir şekilde ve şefkat ile sunulmuş öfke gayet işlevsel olabilir.
EGZERSİZ: TKBE Çalışması Duyguları tanımlamanın ve yönetmenin öneminden bahsetmiş olduk. Bu duyguları işlevsel bir hale getirme süreci için bir egzersiz önermek gerekirse buna TKBE (Tanımlamak Kabul etmek Bağ kurmak ve Eyleme geçmek) egzersizi diyebiliriz. Bu basamaklar şu şekildedir. Birincisi, duygunun ne olduğunu tanımlamaktan geçer. Ne hissediyorum ve bu hissetiğim duygu hangi duygu? İkincisi, tanımlanan bu duyguyu kabul etmektir. Duygunun iyi ya da kötü olmayacağını bilmek ve gelen duyguyu yargılamamak. Örneğin; buna niye öfkelendin şimdi, bunda ağlayacak ne var şimdi diyen yargılayıcı iç ses ile yaklaşmadan yalnızca duyguyu misafir eden şefkatli bir kabul ediş diyebiliriz. Üçüncü, adım bağ kurmaktır. Bu duyguya sahip olamanızın nedenini anlamak geçmişte bu duygu ile nerede tanıştığınıza bakmak ve duyguya temas etmek diyebiliriz. Dördüncü ve son basamakta ise eyleme geçmek. Yani bu duygunun gerektirdiği bir eylemin oldup olmadığına karar vermek ve varsa uygun eylemi yapmaktır.
Bu egzersiz kolay görülen ama ilk zamanlar zorlanılan bir çalışma olabilir duyguları tanımlamak zor gelebilir. Özellikle duygusal olarak ihmal edilmiş kişilere bununla yüzleşmek daha zordur. Egzersizi tekrar tekrar yaptığınızda hayatınızda önce küçük küçük başlayan büyük etkileri zamanla göreceğinizden hiç şüphemiz yok. Sizlere bu yolculukta bolca keyif diliyoruz. |