ANA SAYFA KURUMSAL UZMANLAR ▼ HİZMETLERİMİZ BLOG İLETİŞİM DANIŞAN
GİRİŞ
.

blog yazılarımız

Özgüven Eksikliği Yaşamı Etkiliyor: Özgüven Nedir ve Nasıl Geliştirilir?
Öz güven, çocukluk döneminde şekillenmeye başlıyor. Ancak çocukluk dönemindeki olumsuz yaşantılarınız öz güveninize negatif etkiler yapsa da benlik yaşam boyunca değişebilir ve gelişebilir. Kavramlar üzerinde incelemek gerekirse; benlik kavramı (Self-concept), bireyin kendisi hakkında geliştirdiği inançlar ve algılar olarak tanımlanmaktadır. Bu kavram, kişinin kim olduğunu, hangi özelliklere sahip olduğunu, değerlerini ve kendi yeteneklerini nasıl değerlendirdiğini içermektedir. Benlik bireyin hem içsel yaşantılarını hem de dış dünyadaki ilişkilerini nasıl algıladığını belirler. Kişinin neleri yapabileceğine ya da yapamayacağına olan inançları da kendine olan güveninde görülebilir. Benlik saygısı (Self-esteem) ise kişinin kendine dair hissettiği değeri ve yeterliliği tanımlar. Kişinin kendine güvenmesi, değerli hissetmesi ve kendini olumlu yönde değerlendiriyor olması yüksek benlik saygısına işaret ederken; kişinin kendisine karşı olumsuz duygular taşıması bu yönde değerlendirmesi ise düşük benlik saygısını göstermektedir. Maclellan (2014) öğretmenler öğrencilerin özgüvenini nasıl sağlayabilir çalışmasında (Educational Review) Avrupa’daki müfredatların öğrenme sürecinde benliğin önemli bir rol oynadığı ve Avrupa’daki müfredat reformlarında bunun kabul edildiği açıkça görülmektedir (Europa 2006). Öz güven kişinin hayatını etkiliyor. Türkiye’de son dönemlerde ailelerin öz güven konusu üzerinde daha çok durduğunu gözlemlemekteyiz. Çocuklar, küçük yaşlarda çevreleriyle etkileşime girmeye başlarlar. Onlara söylenenleri olumlu veya olumsuz cümleleri içselleştirirler. Yapabilirsin, başarabilirsin, çabala güveniyorum ya da beceremezsin, aptalsın, bu konuda iyi değilsin gibi. Sosyal deneyimler arttıkça ebeveynlerinden ve öğretmenlerinden aldıkları dönütlerle çocuklar öz güvenlerini inşa ederler. Terapilerde yetişkin danışanlarımdan “çocukken bunlar söylenirdi, yapmama izin verilmedi, bana güvenilmedi ben de denemedim ya da korktum” sözlerini duymuş biri olarak bir çocuğun büyümesinde, yetişmesinde görev alan, bakım veren her bireye sorumluluk düşüyor diyebilirim. Kısacası, kişi kendini değerli ve yeterli hissettikçe olumlu inançlarıyla öz güven kazanabilir. Maalesef son dönemlerde öz güveni sadece başarıya bağlayan kişiler olduğunu görüyoruz. Kişiler sadece başarılarıyla var olduklarını, görülebildiklerini düşünüyorlar ve bu yanlış inançla hayatlarına devam ediyorlar. Oysa destekleyici ve sevilen ortamlarda büyüyen çocuklar (koşulsuz sevgi ve kabulle) hata yapmayı, başarısızlığı normalleştirir, benimser ve bu öz güvenlerini yükseltir. Kişi hangi yaşta olursa olsun duygusal destek alabilmesi, teşvik ediliyor olması, kişiye olanaklar sağlanıyor olması, fırsatlar yaratılması öz güveni doğrudan arttırır. 

Peki başka neler yapılabilir?
  • Kendinizi tanımaya, özelliklerinizi keşfetmeye başlayabilirsiniz/çalışabilirsiniz. İlgi alanlarınız neler? Güçlü yönlerinize bakabilirsiniz. 
  • Yetenekli/becerikli olduğunuz alanlara odaklanabilirsiniz.
  • Kendinize dair olumlu, destekleyici bir dil (evet biliyorum kendinizi daha çok eleştiriyorsunuz :)) geliştirebilirsiniz. 
  • Öz güveninizi arttırmanın bir yolu da fiziksel ve zihinsel sağlığınıza önem göstermektir. Sağlıklı bir yaşam tarzınız, beden ve ruh sağlığınızın iyi oluşu kendinize daha güven duymanızı sağlar. Gerektiği yerde profesyonel destek alabilirsiniz. (Doktor, Psikoterapi desteği gibi) 
  • Kendinize ulaşılabilir ve gerçekçi hedefler koyabilirsiniz. Küçük adımlar sizi ileriye taşıyacak olanlardır, amaçlarınıza ulaştıracaktır. Başarılarınızın sevincini yaşayın. Sonuçlardan ziyade sürecinize odaklanın. 
  • Çevrenizi gözden geçirebilirsiniz. Sizi destekleyen kişilerin olduğu güvenli alanınız olsun. Toksik/yıkıcı ilişkilerinize tekrar bir göz atmalısınız.
  • Yukarıda da bahsettiğim gibi hatalar yapabilirsiniz, bu çok normal, hatalara bakış açınızı değiştirin. Hatalar ve başarısızlıklar öğrenme deneyimi olamaz mı?
  • Beden dili önemlidir. Dik durma, göz teması kurma, ses tonunuzun sakinliği sadece iletişimde karşı taraf için değil kendiniz için de çok önemlidir. Beden ve ruh bir bütündür.
  • Nelere ihtiyaç duyduğunuzu (duygusal, sosyal vs.) fark edin ve kendinize değer vermeye, saygı duymaya konsantre olun. 
Değerli okuyucu önemli bir hatırlatma: Her birey eşsiz ve kıymetlidir. :)
UZM. KL. PSK. BEYZA ALICI - 04-02-2025 21:12:08
  Tümünü Gör Sonraki