|
Ölüm, yetişkinlerin bile çoğu kez üzerine düşünmekten ve konuşmaktan kaçındığı bir kavramdır. Dile getirildiğinde korku, kaygı ve belirsizliği hatırlattığından genellikle göz ardı edilmekte ve bir kayıp yaşanana kadar yokmuş gibi davranılmaktadır. Durum böyle olunca da herhangi bir kayıp yaşandığında çocuklara bu kaybı anlatmak yetişkinler için zorlu bir çıkmaza dönüşebilmektedir. Kendilerinin nasıl başa çıkacaklarını bilemedikleri bir konuyu bunu bilişsel ve duygusal olarak anlamakta daha da zor olan çocuklarıyla konuşmak elbette oldukça zordur.
Öncelikle çocuğun içerisinde bulunduğu yaş grubunun gelişim özellikleri dikkate alınmalıdır. Çocuk eğer ki okul öncesi dönemdeyse bu ölüm, inanç vb. gibi soyut kavramları anlamakta güçlük çekeceğini gösterir. Çocuğun zekâ dil ve duygusal gelişimi kavramları anlamlandırması açısından oldukça önemlidir. Çocuğunuz okul öncesi dönemdeyse ona yaşadığı herhangi bir kaybı olabildiğince somut ifadelerle kısa ve net şekilde anlatmanız gerekir. Çünkü karmaşık cümleler zaten anlamakta zorluk çektiği bir durumu anlamasını daha da güç kılacaktır. Sorduğundan daha fazlasını anlatmak yerine sadece neyi sorduysa ona cevap vermek önemlidir. Eğer ki soruların cevabını o anda bulamıyorsanız ve herhangi bir fikriniz yoksa bunu dürüst bir şekilde açıklayabilirsiniz. "Bu sorunun yanıtını bilmiyorum ama öğrenip seninle de paylaşacağım" gibi.
Duygularını ifade etmesine ve yaşamasına izin vermeniz süreci sağlıklı geçirmesi için oldukça önemlidir. Yaşadığı durumu anlamlandırmasını kolaylaştırmakla birlikte içerisinde bulunduğu yas sürecini gerçek anlamda yaşamasına katkı sağlayacaktır. Duygularını ifade edebilmesinin yolu da onunla konuşmanız ve öncelikle sizin süreçle ilgili duygularını ifade etmenizle mümkün olmaktadır. Sizin duygularınızı ifade ettiğinizde çocuğunuz hem durumun konuşulabilir olduğunu kavrayacak hem de bunun nasıl dile getirilebileceğini gözlemleyecektir.
Yaşanan kaybın çocuk üzerindeki etkisi, kaybedilen kişinin ya da canlının onun hayatındaki yeriyle doğrudan ilişkilidir. Onunla konuşmaya karar verildiğinde bu konuşmanın hem güvendiği biri tarafından hem de kendini rahat hissettiği bir ortamda yapılması da oldukça önemlidir.
Ölümün yaşam döngüsü içerisinde yeri olduğu somut örnekler üzerinden anlatılmalı. Fakat yaşanan kayıp yaştan bağımsız bir kayıpsa (kaza ya da ağır hastalık) sadece yaşlılığın değil, kimi zaman ağır hastalıkların da ölüme neden olabileceği söylenmelidir.
Ölümle ilgili konuşurken kimi zaman "Gitti uyuyor ya da Tanrı sevdiği kişileri yanına alıyor." gibi ifadeler kullanmak çocukta korku ve suçluluk duygularına neden olabilir. Uyumayı ölümle ilişkilendirebileceği için uykuya karşı fobi geliştirebilir ya da Tanrı’nın sevdiği insanları yanına aldığını duyduğunda kendisinin ve yaşayan diğer kişilerin kötü ve sevilmeyen kimseler olduğunu düşünmesine neden olabilir. Bunun yanında eğer ki ölüm konusunda konuşulmazsa çocuk bu durumdan dolayı kendisini suçlayabilir. Çünkü çocuklar konuşulmayan boşlukta kalan şeyleri kendileri doldurma eğiliminde olmaktadırlar. Bu nedenle onların zihinlerinde boş kalan yerleri sağlıklı şekilde tamamlamak büyüklerin görevidir.
Çocuğu cenaze törenine götürmek kimi zaman travmatik olabilmektedir. Bu hassas bir konudur. Çocuk ortamdan uzaklaştırılmaya çalışıldığında bunun kendisiyle ilgili bir sorundan kaynaklanabileceğini düşünebilir. Ancak ortamda duyguların yoğun şekilde yaşaması da korkmasına neden olabilir. İşte bu yüzden olabildiğince ortamdan koparılmadan ama çok fazla travmatik olaya da maruz bırakılmadan katılımı sağlanabilir. Katılıp isteyip istemediği kendisine sorulmalı zorlanmamalıdır.
Yaşan kayıptan sonra çocukta bazı tepkiler gelişebilmektedir: alt ıslatma, öfkeli ve uyumsuz davranışlar sergileme, içe kapanma gibi. Bu süreç kontrol edilmelidir. Yas sürecini kolaylaştırmak için ölen kişinin fotoğraflarının olduğu ya da onu hatırlatacak bazı şeylerin bulunduğu somut bir düzenleme yapılabilir. Yaşadıklarını daha kolay ifade edebilmesi için yaşına uygun ve ölüm konusunu işleyen hikâye kitaplarından yararlanılabilir.
Eğer ölen kişi çocuğun yakın olduğu biriyse çocukta diğer sevdiklerini kaybetme korkusu ortaya çıkabilmekte ve bununla ilgili sorular sorabilmektedir. "Anne sen de mi öleceksin?" gibi. Bu soruya olabildiğince dürüst ama çocuğu korkutmadan yanıt verilebilmelidir. "Senin yanında olmak için çabalayacağım" gibi. Tüm bunların yanında unutulmamalıdır ki her çocuğun tepkisi ve yas sürecini yaşama şekli kendine özgüdür. Tıpkı parmak izlerinin farklı olması gibi çocuk, yetişkin fark etmeksizin bireylerin birbirinden farklı olduğu akılda tutulmalı ve yukarda bahsedilenler sadece bir rehber gibi kullanılmalı ve çocuğun özgünlüğü ön planda tutulmalıdır. |