ANA SAYFA KURUMSAL UZMANLAR ▼ HİZMETLERİMİZ BLOG İLETİŞİM DANIŞAN
GİRİŞ
.

blog yazılarımız

Bebek ve Benlik Gelişiminin İlk Adımları
Yeni doğan bebeklerin, çevresindekilerle etkileşimleri oldukça asosyaldir ve çoğunlukla bu etkileşimler fiziksel ihtiyaçlar vasıtasıyla kurulur. Bebek yaşamının ilk aylarında kendisini kendi sınırlarını, vücudunun nerede başlayıp nerede bittiğini, kendi duygulanımını ayırt edemez. Bakım veren kişinin (çoğunlukla annenin) sanki bir uzantısıymış gibi görür ve kendisini bakım verenden ayrı bir varlık olarak düşünme ve hissetme kapasitesi henüz gelişmemiştir. Önceleri acıktığında gelen meme,  huzursuz olduğunda onu okşayan ve yatıştıran eller, duyduğu sesler ve görmeye alıştığı tanıdık yüzler sanki onun bir parçasıymış gibi düşünür. Kendi iç dünyası ve dış dünya hakkında kafası oldukça karışık olan bebek yaşadığı memnuniyet veren ve onu rahatsız eden deneyimlerden yola çıkarak bu iki dünyayı yavaş yavaş kafasında oluşturmaya başlar. Açlık, yorgunluk, huzursuzluk, uyku, kaygı gibi hislerin ona ait olduğunu ve bu hisleri her yaşadığında hazza ulaşamadığını fark eder. Öyle ki acıktığında hemen meme gelmemektedir, altı kirlendiğinde yaşadığı huzursuzluk hemen geçmemektedir, huzursuz olduğunda onu yatıştıran ses ve eller ona hemen ulaşmamaktadır. Dışarıda bir yerde ondan bağımsız olan ve ihtiyaçlarını karşılayan “birileri” vardır. İhtiyaç duyduğunda ağlamak, sesler çıkarmak, gülmek, hareket etme, dışarıdaki bu kişiyi ona getirmektedir. Ancak ihtiyaçları her seferinde tam da gerekli olan o anda gelmemektedir. Bu gibi geciken rahatlama deneyimleriyle birlikte bebek, artık kendisini bakım veren kişiden ayrı bir varlık olarak algılamaya başlar. Dolayısıyla kendi iç dünyası ve bedeni dışında bir de dış dünya olduğunu idrak etmeye başlar. Bu durum kulağa ürkütücü gelse bile bebeğin, benlik kavramını geliştirebilmesi için çok önemlidir. Aynı zamanda istekleri için beklemeyi tahammül edebilmeyi de öğrenir. Her ne kadar anneler yaşadıkları güçlü bağlılıkla her an onların yanında olmak, ihtiyaçlarını karşılamak isteseler de bebeğin tolerasyon geliştirebilmeyi de öğrenmesi gerekmektedir. Unutulmamalıdır ki “mükemmel anne” yoktur “yeteri kadar iyi anne” vardır. Burada mesele ne fazla bakım verip onun benliğini geliştirmesine engel olmak ne de az bakım verip onu büsbütün yalnız bırakmaktır. Yeteri kadar bakım ve sevgi ile bebek-anne arasındaki bağ, sağlıklı bir şekilde gelişecektir. Aynı zamanda bebeğin kendilik kavramı, kendilik deneyimi ve kendi sınırları da psikolojik açıdan sağlıklı bir biçimde şekillenecektir.

Yaşamının ilk yıllarında bakım veren kişiyle geliştirdiği bu sağlıklı bağ, onun ileriki hayatında kurduğu tüm ilişkilerine bir model olur. Kardeşlerle, arkadaşlarla, otorite figürleriyle, romantik partnerleri ile kurduğu ilişkilerin temelini yaşadığı bu erken dönemde geliştirdiği bağlar üzerine kurar. Kendisini algılama, deneyimleme, ifade etme biçiminin temelleri erken dönemde bakım veren kişi ile yaşadığı bu hassas etkileşimle başlar. Önemli olan bebeğe bu dönemde kendi varlığını keşfetmesi için uygun ve yeterli alanı sağlamaktır. Bebeğin bilişsel, psikolojik, fiziksel ve motor gelişimi aylar geçtikçe artacağından kendisi hakkındaki algısı da gelişip olgunlaşacaktır. Bebek önceki aylarda yapamadığı hareketleri yapmaya başlar, otonomisini kazanmaya ihtiyaçlarını iletmek için daha uygun yollar geliştirmeye başlar. Tüm bunlar onun benlik algısında rol oynayan önemli etmenlerdir ve kendini keşfetme yolunda ona yeni ve daha önceleri bilmediği kapılar aralar. Özetlemek gerekirse, bebeğe kendisini keşfetmesi için uygun ve yeterli alan sağlandığında olumlu benlik gelişimi için en önemli adımlar atılmış olur.
Uzm. Kl. Psk. A.Kübra Aktaran - 11-09-2024 22:52:33
  Tümünü Gör Sonraki